1970'lerde Rolls-Royce'un ikonik turbojet motorlarında çalışan Nic, bu tecrübesini dönüştürdüğü araçlarla olan hillclimb yarışlarına tutkusunda kullandı. İlk olarak, annesinin Morris Minor'unu modifiye edip 550 beygirlik bir yarış makinesi yarattı. Ardından, 1990’da başladığı yeni projesine mevcut kaynaklarını temel alarak bir plan yaptı.
Mannic Beattie'nin temelini 1.7 litrelik Cosworth BDT motoru oluşturuyor. Fakat turbo gecikmesini aşmak için helikopterlerden alınmış kompakt bir gaz türbini eklendi. Bu eşsiz çözüm sayesinde araç, toplamda 600 beygir güç üretebiliyor. Güç, Ford Sierra XR4x4'ün şanzımanı ile en verimli şekilde yola aktarılıyor.
Aracın aerodinamik tasarımı, F1 teknolojilerinden yararlanarak oluşturuldu. Willem Toet ile yapılan işbirliği sonucunda, aracın aerodinamik merkezi optimize edildi. Aracın 100 mph'de ürettiği yere basma kuvveti 750 kg’yi aşıyor.
Beattie, Shelsley Walsh'ta 25.47 saniyelik bir rekor kırarak hillclimb yarışlarında kendine sağlam bir yer edindi. Nic Mann'in 73 yaşında, hala daha iyiyi hedefleme çabası gerçekten etkileyici. Ancak artık aracını başka birine devretmeyi düşünmeye başladı.
Özet: Nic Mann, emekliye ayrıldığında bile yenilikçi bir mühendislik projesi olarak kendi garajında 600 beygir güç üreten Mannic Beattie'yi geliştirdi. Concorde motor teknolojilerinden ilham alan bu araç, aerodinamik yapısı ve hillclimb yarışlarında kırdığı rekorlarla adeta bir ikon haline geldi.